TR / EN
Çağımızda üretim ekonomilerinin verimlilik, karlılık, hasılat, ürün, üretim, pazara veya girdilere yakınlık merkezli kurgusu değişmektedir.
Istanbul, 23 Mayis 2014.

Çagimizda üretim ekonomilerinin verimlilik, karlilik, hasilat, ürün, üretim, pazara veya girdilere yakinlik merkezli kurgusu degismektedir. Merkezine bütünselligi, baglamsalligi, paylasimi, tasarimi, açik tasarimi, açik isi, ortak yaratimi, yaraticiligi alan iliski ekonomileri, üretim ekonomilerinin önüne geçmekte, yaratici is modelleri ile rekabet ötesine geçebilmekte, bütünlesik ve katma degeri artmis çiktilar yaratabilmektedir.

Toplumsal titresimin, ortak enerjinin beslendigi, beraberliklerin serpildigi “site devlet”ler ilk örnekleriyle Mezopotamya’da görülmüstür. Babil’de, Hattusas’da suyollari, tapinaklar, meydanlar, bahçeler, kent yollari, kitapliklar, ortak alanlar site devlet anlayisinda insa edilmis, paylasilmis, tek basina ve beraberce yasamanin duygusu, enerjisi çogalmis, ortak kültür, ortak bellek gelismis, bireylere ait olanlardan çok herkese ait olanlarla sivil varolus yasamlara alinmistir. Günümüzde “Büyüksehir Belediyesi” kurgusu, getirdigi hukuk, sevk ve idare anlayisi, ulus devlet egemenliginde varligini sürdürmeye çalisan sehirlerimizin, birer “sehir devlet” olmalari yolunu açmaktadir, Avrupa Birligi’ne verilen vaatler bütününde imza altina alinmistir.

Anadolu medeniyetlerinde, Antik Yunan’da, kita Avrupa’sinda sehirler “site devlet” statülerini Endüstri Devrimi’ ne kadar sürdürmüsler, sosyal, ekonomik, politik bütünlüklerini asirlar boyu korumuslar, merkezi devlete asker, vergi vererek otonomilerini saglaya gelmislerdir. Endüstri devrimiyle monarsilerin yikilmasi, demokrasilerin gelisimi ulusal-devlet kurulumlarina yol vermis, site-devletler üzerinde ulusal devletin egemenlikleri kurulmus, sehirler yerel otonomilerini yitirmeye baslamislardir. Iki binli yillarla beraber günümüz kentlerine, kendine özgün gelisimlerine, kimliklenmelerine yeniden özen gösterilmeye baslanmis ve ulusal devlet yerel yönetimlere yeni haklar, kaynaklar aktarmaya baslamistir. Avrupa Birligi’nin bizlerden bekledigi bu yönlerde gelismeler için “Büyüksehir Belediye” temasi önerilmis, müktesebata ülkemiz imza atmistir.

Zamanimizin gündemlerimize tasidigi amansiz hiz, durdurulamaz çoklu degisim parametreleri, sehir yönetimlerini planlama ile denetim altina alamamaktadir. Karar ve talimat yaklasimlari sehirlerimizin gelisimine engel oldugu gibi genetik yapilarini da bozmaktadir.

Sehirlerimizi artik kararci düsünce (decision mind) yerine tasarimci düsünce (design mind) ile, yaratici ekonomilerin, kültür endüstrilerinin ortamlarini hazirlayacak inovasyonlarla yönetmeye hazirlanmaliyiz.

Tasarim ile yasam arasinda kurulan aglar her geçen gün artmakta, tasarim yasamin tüm alanlarina uzanmaktadir. Yaraticiliga katalizör görevi ile islev kazandiran “tasarimci düsünce”nin (design thinking) kent bütünseline, sosyal, kültürel ve ekonomik yasama geçisi, kent tasarimi çalismalarimizin kapsamini etkin ve verimli kilacak, katma degerli yasama geçisin asamalari yasam kalitesinin altyapisini olusturacaktir.

Kentsel gelisimin titresimlerini kültür, sanat, tasarim, bilim, dinlence, eglence, spor dünyasinin insanlari olusturur. Bu insanlar mutlu, konforlu, aydin, zenginlesen kentin etkin oyuncularidir. Yerel ve merkezi irade, “tasarim” ortaminin olusumuna katkida bulunabilir, kuluçka görevini üstlenebilir, belirleyici olamasalar bile etkileyici olabilirler. Projeler ürün, bina, kent temelinde somutlasirlar, ancak gerçekliklerini baglamlarinda sürdürür; hizmetler, deneyimlenenler, is modelleri, stratejiler, markalar, iliski, yazilim, donanim, kurgular önem kazanir. Sehirlerimiz için yapilacak proje çalismalari ifade etmekten ötede ifade bulma yolunda olmalidirlar. Yerel ve merkezi irade, mutlaka bu insanlarla mutabakat kurmalidir. Yaraticilik, yaratici insanlarin görevidir, tasarima, inovasyona yansir, ise, güce dönüsür, ekonomik, sosyal, kültürel yapiya yansir. Bunlarin tümünü bizler “yaratici ekonomiler, kültür endüstrileri” olarak aniyoruz. Tasarimi, stratejilerinin merkezine alan kentler yaratici ekonomileri, kültür endüstrilerini, yerindeligi, yerelligi, küreselligi, paydaslarina katma degerli yasam düzeyleri ile sunabilmektedirler. (Bilbao güzel bir örnektir, Glasgow, Lizbon, Montreal, Anvers, Saint -Etienne, Stockholm gibi kentler de benzer deneyimlerin yasandigi kentlerdir.)

Günümüzde salt ticaret, turizm, üretim odakli, ürüne, üretime vurgu yapan sektörlere bagimli kalan kentlerimiz yaraticilik, tasarim odakli ekonomilerin etkin oldugu kentlerin gerilerinde kalmaktadir. Yaratici ekonomilerin deneysel, atölye çalismaci, arastirmaci, bilimsel, teknolojik ve insan ölçekli çalismalari ögrenim, bereket, huzur, mutluluk sonuçlarini üretmekte, kentsel yasama katma degerler getirmektedir.

Eskilerde tasarim ürün ve üretimle iliskilendirilirdi. Zamanimizda deneyim ve hizmet tasarimi, tasarimin bütünselligi, çoklu temas noktalari, açik isler, beraberce yaratim tasarimin alanini genisletmekte, yaraticiligi kiskirtmakta, özgünlük, öznellik çikti olarak toplumsal katma degerleri arttirmaktadir.

Tasarim odakli düsünme duygudaslik ile baslar, paylasimlarla gelisir. Bizler için önce kentli gelir sonra kente katilanlar. Gelen ister yatirimci, ister turist siraya girer, kent ile duygudaslik kurarsa, mutabakat olursa, iletisim, güven, paydaslik olusur, degerler üretilir.

Yaraticilik, tasarimin çok belirgin bir özelligidir, bereketi içerir. Tasarim odakli düsünme degisken ve kesisen düsünceleri birbirine baglayan yaraticiliga disiplinli bir sekilde yaklasmamizi gerektirir. Dolayisiyla, tasarim odakli düsünme sayesinde fikirler çogalir, farkli siyasi veya kültürel düsünceleri bir arada tutabilmek önem kazanir. Kent yönetimine Tasarim Vakfi girisiminden ögrenim, bilimsellik ve inovasyon adina verim alinabilir, vakif üzerinden tasarim, yaratim, bilim dünyasi ile köprüler kurulabilir. Tasarim odakli düsünme sayesinde hizli ilk örnekler üretip (prototipler) sonuçlara daha verimli ve düsük riskle ulasabiliriz. Iyi bir ön çalisma ile Tasarim Vakfi üzerinden tasarimci düsünceler, tasarim zekâlari ile tüm kentlerimizde “tasarim atölyeleri” kuralabilir, bu atölye çalismalari ile yetkinlikler ortaya çikarilir, ögrenim süreci yol alir. Yaratici edimler birbirlerinden; baglamlar, ilgiler alirlar, iliski agini olustururlar, tekrarlardan, fazlaliklardan çikilir verimlilik artar, inovasyon, sürdürülen bir destur olmaya baslar.

Kentlerimiz Üzerine Düsünceler

Kentlerimiz savunmasiz kalmakta, çagimizin gelismisliginden yeterince pay alamamaktadirlar.

Yaratici düsüncelerden uzak kalan, yaratici stratejilerden eksikli her türlü yatirim ve yapilasma kentlerimiz için firsat olmak yerine tehdit olabilmekte, kaba büyüme, riskler yaratabilmektedir. Artik dogru iradeye, ehil, yaratici, yenilikçi, hizli üsluplarla yönetime gereksinim vardir. Kentlerimiz yaratici belde üslubunu kazanabildigi sürece basarilara kosacak, baglamsal ve belgesel örnekler olarak küresel un alabilecek, kimlik kazanacaklardir (Deyim gerekirse marka sehir). Her kent öznelligine kavusabilmeli, küresel ölçekte, dünya haritasi üzerinde bir konum kazanmalidir.

Büyüyen sehirler, sanayi sehirleri, liman sehirleri tarihleri boyunca mafyanin, fuhusun, isyanin, suçlarin, gasplarin, darplarin afatina ugramislardir. Kentlerimiz ivedilikle “sosyal sehir”, “yasayan sehir”, “adil sehir”, “erdemli sehir”, temasi bütünlügünde, kültür, sanat, tasarim, spor, kültür turizmi öznellikleriyle kentsel tasarima yönlendirilemezse, bu yolda marka olamazsa halkina da yazik olur, yatirimciya, yerel ve merkezi yönetimlere de.

Tasarimin baglamlarini olusturan hizmetler ve deneyimler, tasarimcinin gündeminde “gelecek” önceliklidir, kurgusaldir, tasarlanmasi öncelikli süreçlerdir. Kültür, sanat, zanaat, egitim, dinlence, eglence, spor velhasil hasletlerle dolu edimler tasarimin döllenme alanlaridir. Kurgu, insan merkezli bilimsel kent tasarimiyla, özenle, tüm paydaslarca bütüncül bir yaklasimla örülmelidir.

Her türlü karlilik, hasilat ve benzeri mülahazalara karsin insan ve tasarim odakli yönetim “mutlu sehir, erdemli sehir” temasini çok kisa sürede yasama geçirebilir. Ülkemizde “Gözde Güzellik” olarak nitelendirilebilecek enerji dolu kentlerimiz vardir, dünya haritasi üzerinde konum kazanmak için çalismalar beklemektedir.

Bati dünyasinin tüm yönetim liderlerinin gündemlerinde öncelik “Kültür Turizmi”, “Yaratici Kentler” ve “Yaratici Ekonomiler” üzerinedir.

Kentlerin güvenligi, açilimlari, katiligin reddi, kentin mutlu insani için kapsamli alt yapi arastirmalari ile, “yaratici kent” kurgusuna ulasilabilinir. Böylesine bir kenti “Mutlu, Konforlu Sosyal kent” olarak anabiliriz. Geleneksel düsünce tarzini yeni bir düsünce tarzi ile asilayip, denenmisin güvenliginde yeni olanin vaadinde birlesebiliriz.

Yirmi dört yillik planlar, mükemmel trafik yönetimi, toplu tasima, is gelisimleri, yesillenen alanlari olan, kisisel gelisimlere açik, hepimize ait alanlarin arttigi, parklari, meydanlari, restoranlari, kafeleri olan halkina ait bir kenti konusuyor, planliyor olabiliriz.

Özgün mutfaginin okulunda yetismis seflerin girisimci oldugu, insanlarin mutlulukla bir araya geldigi, yerel pazariyla, köylülerinin çiftçi olmaya basladigi, çalisanlarinin, küçük ve orta boy isletmelerin katma degerli çalistigi, müstesna ürünleri, heyecanlari, sakinlikleri ile inisiyatiflere açik titresimleri ile dopdolu kentleri konusuyor olmaliyiz.

Tarih boyunca sehirlerin can damari yaraticilik olmustur. Yaratici edim üreticisine, tüccarina, pazarcisina, aydinina, idarecisine, sanatçisina, ögrencisine, zanaatkârina ilham kaynagidir.

Kentler, hemserilerinin fikirlerine, gelisimlerine, özlemlerine, heveslerine, düslerine, projelerine, anilarina, heyecanlarina, çatismalarina, asklarina, tutkularina yol veren özel encamlari olan beldelerdir.

On dokuzuncu ve yirminci yüzyil için kentler ticaret, turizm, üretim merkezli idi. Yirmi birinci yüzyil için kültür, yenilikçilik ve yaraticilik öne çikmis, iletisim, kültür turizmi toplam ekonomik girdiler içinde artmis, ekonomilerin katma degerleri yükselmistir. Kent için yaraticilik, kültür yoksa ekonomisi de yoktur, öznelligi yoktur, maddeden mütesekkil olarak kalir.

Kentlerimizin sürdürülebilir, katilimci, paylasimci, ekonomik ve tarihi repertuar zenginliginin gelecege hazirlanmasinda Tasarim Vakfi, yerel ve merkezi yönetimlerin yaninda görev alabilir.

Yaraticiligin bir kentte var olabilmesi, yenilik üretebilme kapasitesine baglidir. Kentlerin yaraticilik kapasitelerini arttiracak projeler, hem insani özne olarak kentliyi, hem de topluluk olarak kenti ele alip bu kapasiteleri yüceltmeyi hedefler.

Kentte gerekli ve öncelikle yapilabilir degisiklikleri görebilmek gündemin bütünselliginin ilk maddesidir. Öncelikli basarilar önemli islerin önüne acil isleri almak olarak çikmis olsa bile, küçük basarilar kitlelere motivasyon verir, hevesleri arttirir. Yetkinlikleri gelistiren altyapi projeleri ile kentin isleyisi için gerekli fiziksel ve mekânsal açilimlarin arttirilmasi, toplumun kentsel hizmet gereksinimlerinin öncelikle karsilanmaya baslamasi olumlu algi yaratacak, büyük degisikliklere kabul ve uyum sansimizi arttiracaktir.

Kent yasamina islevsel, estetik, sivil degerler katan projeler, kent mekânlarini kentliler için anlamli hikâyelerle donatabilir, kentin yer (place) olma niteligi kazanabilmesine katki yapabilir. Ortak bellegin olusturulmasi, birlikte yasam, birlikte üretim (co-creation) kültürünün gelismislik derecesi ve toplulukta sivilligin gelismislik derecesi beraberce ele alinmali, planlanmalidir.

Planlama Yaklasimi için Bir Süreç Önerisi

Ilk olarak kent için katilimci süreçle kentin öyküsüne ulasilabilmelidir. Bu öykü, yerelligin temel dayanagini olusturacaktir. Böyle bir öykünün varligi katilimci süreci heyecan verici ve etkin hale getirebilir, sahiplenmeyi arttirir ilk titresimleri baslatir. Yerelligin öyküsü yoksa ya da yerel öyküsünü kaybederse planlama adina tüm yapilanlar vasat olmanin ötesine geçemeyecektir, yabancilasma kaçinilmazdir.

‘Kent hakki, yaraticilik hakki, tarih hakki ve kimlik hakkinin, tüm baglamlarda sehir tasarimina aktarilmasi; yer (place), yerelliklerin (local), özgün var oluslarin, yasayan öznelliklerin, mutlu, erdemli sehirlilerin temel ögeleridir.’(Özlem Sert, Kent hakki, yaraticilik hakki)

Böyle bir öykünün yasama geçirilmesi, planlama asamasinin stratejik ögesini olusturur. Bu asamada öykünün özgün olarak gelisebilmesi, yerin tarihi cografyasina, doga verilerine dayanmasi, öte yandan katilimci bir süreçle müzakereye açik kalmasi ile toplumsal mutabakatlarla gerçeklesebilecektir. Günümüzde uygulanan kentsel dönüsümlerde toplumsal mutabakatlara öncelik verilmelidir.

Stratejinin müzakere usulünün ne olacagi, stratejinin bir ögesi olarak beraberce yapilan inovatif is modeli çalismasinin tasarimina baglidir.

”Strateji gelistirilirken müzakere edilemezlerin tespiti önemlidir. Örnegin kültürel miras ya da çevre degerlerinin neler oldugu üzerinde müzakere öncesi ulasilmis bir uzlasma bulunmalidir. Müzakere süreçlerinin kilitlenmemesi için verilen kararlar dolayisiyla kaybi olanlarin kayiplarinin telafi edilmesini saglayacak fonlarin kurumsallastirilmis olmasi yararli olacaktir. Kentin tarihi bölgelerindeki canlandirma, yasam kalitesinin gelistirilmesi konusunda sistem yeni önerilere açik kalmalidir. Tabii bu planlama sisteminin ombudsman mekanizmasiyla güçlendirilmesi ve hiçbir plan kararinin yargi denetimi disinda kalmamasi saglanmalidir. Uygulamanin hizlandirilmasi için insan haklarinin görmezden gelinmesinden özenle kaçinilmalidir.” (Ilhan Tekeli)

Yerel ve merkezi yönetim kendi basina karar almamali, paylasilmis planlara sadik olabilmelidir.

Planlamada Önem Verilecek Hususlar

”Tasarima, stratejiye yönelmemis teknolojik buluslarin veya yeniliklerin baglamsizliktan dogan basarisizliklari açiktir.

ODTÜ Tekno Park hariç, tekno kentler, parklar büyük oranda basarisizdir, tesvik kullanimlarini karsilayamiyorlardir. ”(Ilhan Tekeli)

Bulus veya yenilikler yenilikçi is modellerinde, stratejilerde ve is planlarinda islerliklerini bulurlar.

”Tasarim tahrikli yenilik kavrami, kültürel, toplumsal, teknolojik gelisimlerin ve yapinin derinlemesine incelenmesi, anlasilmasi ile ürün ve hizmetlerin anlamlari, kullanimlari, duygusal ve sembolik içerikleri üzerinde köklü yenilikler yapmaya odaklanan bir süreçtir.” (Roberto Verganti, Harvard Business Press)

Amerika’da, 1975 yilinda kurulan Tasarim Yönetimi Enstitüsü (DMI), tasarim yönetimini; tasarimi, yenilikçiligi, yaraticiligi, bilim ve teknolojiyi, ekonomik, finansal, sosyo-kültürel ve çevresel faktörler baglaminda, üstünlük saglamak için bir araya getiren çalismalar seklinde tanimlamaktadir. DMI, 24.000 küresel katilimcisina, tasarim yönetimi ve tasarim düsüncesinin tartisildigi iliskiler agini sunmakta; konferans, islik, seminerlerle, yasam kültürü ve is yasaminin gelecegi için bilgi, düsünce, düsler üreten kisileri bir araya getirmektedir.

DMI üyesi olan Tasarim Vakfi, tasarim ile yasam kültürü arasindaki bütünselligi kurgulayan sanat ve bilim çalismalarini desteklemektedir. Benzer amaçlari kültürel düzeyde de ele almaktadir.

Tasarim Vakfi, kentsel tasarim çalismalarinda bilim, yönetim ve paydas insanlari, kuruluslari bir araya getirmek, ortak çalisma ortamlarini kurmak üzere görev yapar.

Büyüksehir yönetimleri kültür, sanat, tasarim, bilim, spor, turizm ile ne kadar es baglamli, es zamanli olabilirse gelecegi o kadar iyi görebilmis olacaktir. Günü daha geçerli, daha sürdürülebilir kilacak, degisimi gelecege daha güzel hazirlamis olacaktir.

Neden Yaratici Kent, Tasarim Kenti?

Yirmi birinci yüzyilda her sey degisti: “Yaraticilik, yasamin çesitli dünyalarini birlestirmek, bütünsellikleri görmek, degisimin etkilerini fark etmek, on yargilari yikmak, taassuba, muhafazakârliga karsi durmak, degisimin ve gelisimin gündemi oldu”.

Degerler hizmete ve deneyimlere kaydikça, “pazar” olarak nitelendirdigimiz alanin tüketiciler, üreticiler ve markalar arasinda diyaloglarin ve etkilesimlerin kuruldugu bir “forum”a dönüstügünü görmekteyiz. Toplumsal diyalog, sosyal mutabakat, erisebilirlik, seffaflik, anlayis, birlikte deger, sürdürülebilirlik yaratiminin merkezi olmaya basladi.

Zekâ, manayi algilamak ve kavramak içindir; tasarim, manayi, kavramlari ve algilari degistirmek içindir. Tasarim, aklin analitik yapisiyla güç birligine girerse, aklin analitik sinirlarini asarsa eserler dogar. Bunun için Tasarim Vakfi ve yerel yönetim beraberligi yenilikler tasarlayabilir, yaratici süreçleri costurur.

Yaraticilik, ayrisanlar sürecidir (divergent process) tartilamaz, ölçülemez. Bulus, yaklasanlar sürecidir (convergent process) tartilir, ölçülür, uygulanandir. Bunun için Tasarim Vakfi ve yerel yönetim beraberligi yenilikler tasarlayabilir, yaratici süreçleri costurur.

Yaraticilik yeni tema, kavram, düsüncelerin dogumudur, bulus ise bunlarin uygulanmasidir. Yerel yönetimler uygulamalar için varlardir. Yaraticilar buluslar üretir, yönetimler buluslari ise dönüstürür, Tasarim Vakfi bunun için vardir.

Yaratici süreç her zaman bulus ve uygulamaya dönüsemeyebilir. Yaraticilik bulusçuluk için ön kosuldur, uygulamaya dönüsmedikçe fantezi olarak kalir. Onun için yerel yönetimlerin sosyal misyonlarina gereksinim vardir. Bunun için Tasarim Vakfi tasarimci düsünceyi, tasarim ve bilim insanlari ile yerel yönetimin beraberligini saglayabilir, yaratici süreçleri costurabilir.

Yaraticilik belgeseldir, baglamsaldir, zarafettir, keramettir, inayettir, dolayisiyla kaliciligi beraberinde getirir. Yaraticilik yokluklardan dogar. Yokluk, yaratici duyum için varlik demektir. Tasarim bilinmeyene bir yolculuktur. Bunun için Tasarim Vakfi ile yerel yönetim beraberligi yenilikleri tasarlayabilir.

Tasarimla manadan maddeye gelinmis olunur, toplumsal yararlar dogmaya baslar. Gerçek tasarimlarda, madde, is, ürün kendini yitirir; geriye baglam, mana kalir, sürdürülebilirlik iste budur.

Tasarim, isi anlatmak için degildir; isin, ifade bulmasini saglamak içindir. Isimiz, nesne temelli olmamalidir. Isimiz maddi degildir, is maddesinden arinmalidir, ne köprü, ne kavsak, esas olan toplumsal, sivil baglamlardir, yararlardir. Tasarim nesne ötesi, sivil olmali, içsellik, deneyimsellik, kavramsallik tasimalidir.

Tasarim fikirlerden, temalardan öte degerler tasimalidir. Tasarimin gelecege ait gündemi olmalidir. Isimiz tasarimi disiplinler arasi kilmak; resimsel, siirsel, deneyimsel, olusumsal, süreçsel, belgesel, mekânsal, baglamsal özellikler derleyebilmektir. Tasarim ifadeler bulmali, baglamsalini içine almali, toplumsal baglam içerik haline gelmelidir.

Tasarimlarimiz paylasimlar manzumesi olmalidir. Paylasilacaklarin artacagi, hepimiz birimiz için, birimiz hepimiz için oldugu heyecanlari olan kentler tasarlanmalidir.

Kentlerimizde toplumda sivil biraradaliklar tasarlanmali, siyasal olan sivillesmeli, sivil olan siyasallasmalidir.

Kentler tarihsel cografyalari ile dogmuslardir, kentsel tasarimin referansi tarihsel cografyasi olacak, yerel olabildigi kadar da evrensel konumlar kazanmalidir.

Nasil?

Asinmis yollarin disinda dolasilmali, paradokslara yol açilmalidir, tuhaf, ayriksi, tekinsiz olanlar arastirilmalidir, kaybolma ve yeniden var olma, yokluk arayisi, hayale yapilan davetler, yaratici tasarimin parametreleridir, aklin isi degildir, tasarimci, mimar, sehirci, uzmanlar, bilim, sanat, kültür insanlari gerektirir. Mizah, siir, yumusak dokunus, yabanillik, essizlik, makas degistirmek, sinirlari asmak tasarim yolculugunun duraklaridir. Tasarim Vakfi, böylesine insanlari kentlerimizle tanistirabilir.

Yaraticilik, orijinalligi, kimligi, hafizayi, gelecegi, evrenselligi hedeflemelidir. Tasarladigimiz isler “Kültürlerarasi, kültürler üstü üsluplara” sahip olmalidir. Yöneticiler, akademisyenler, girisimciler, ekonomik, politik, sosyal hayattaki tüm küresel paydaslar tasarim tavrini benimsemis olsalardi, dünya çok daha farkli bir yer olurdu.

Yöneticiler analitik düsünce ve analog yönetmeler araciligi ile karar almaktadirlar.

“Karar Tavri” (decision mind) uygulamayi, sonuca ulasmayi hedefler. “Karar Tavri” her zaman, analiz, degerlendirme, benzetim, teknik, algoritma, varsayim, kisitlama, vazgeçme, öneri, modellerle alternatifler arasindan mantikli bir seçim yapmaya çalisir. (Rutin ve benzerleri olan süreçlerdir.)

“Karar tavri” (decision mind) herhangi bir yaratici ekonominin modeli olamaz. “Karar tavri” analitik yetileri ne kadar gelismis olursa olsun buluslar yaratamaz. Birlikte yasam bir paylasim seklidir. Hiçbir edim paylasimdan daha güzel olamaz. Birlikte yasam, dünyadaki kültürlerin ve ekonomilerin çesitliligi ve birlikteligidir, ortak yaratim yeni tasarim kültürünü, is kültürünü, politik kültürü ifade etmektedir, tasarim bu olusumun açilimidir.

“Hepimiz birimiz için”, “Birimiz hepimiz için”

Tasarim, bizim doganin yapabildiklerinden farkli olarak yaptiklarimizdir. Bu demektir ki, tasarladigimiz her sey dogadan eksilendir ve yapaydir. Biz ne kadar çok tasarlarsak dogal olan o kadar azalacaktir. Bu demektir ki, her hareketimizde insanliga, türlere ve dogaya karsi büyük sorumluluklar aliyoruz. Edimlerimiz bu kadar degistirmeye, gelistirmeye adanmissa politikadan ne kadar farklidir. Günümüz ekonomisi “bana daha çogu, bize daha azi” islemektedir. Günümüz sosyolojisi için “bana daha az”, “bize daha çok” üslubu gereklidir. Toplum için tasarimda sahip olduklarimizin azalmasi, paylastiklarimizin çogalmasi kurgulanmalidir.

Isbirligine, uzlasmaya ve müsterek zekâya dayali beraberlik kültürü tasarlanmalidir. Kent tasarimini, kent halkinin güzelligi adina, birlikteligine dayali toplumsalligin ekonomisine adamaliyiz.

Önerimiz karar tavrina karsi tasarim tavridir, “Egemenliklerin küresellesmesine karsi kültürlerarasi tavirdir”, “ortak yasam”, “güç-birligi tavirdir”.

Son önerim “ben ve biz, dogal ve yapay” arasindaki dengenin kerametine, zarafetine, inayetine güvenimizdir.

Yaratimda esas olan arzulardir, gereksinimlerden önce gelir. Gereksinimler nesneldir, arzular özneldir, mutlu kent burada yatar. Onun için tasarim ideal olandir, ütopya olandir, akil, mantik, degildir.

‘Ne mutlu ilk günden bu yana var etme yolculugunun yürekli gezginlerine.’ (Ibrahim Niyazioglu)

Sevgi ve saygilarimla,
E-BÜLTEN
ARKADAŞINA ÖNER