TR / EN
Tasarım Şehirler temasının gündeme gelişi 2002 yılında Saint Etienne Tasarım Bienali ile başlar.
Tasarim sehirler hangileridir?

Antwerp, Glasgow, Lizbon, Montreal, Saint Etienne, Stockholm, Times Square, Bilbao.

Tasarim sehirler ne zaman gündeme geldi?

Tasarim Sehirler temasinin gündeme gelisi 2002 yilinda Saint Etienne Tasarim Bienali ile baslar.

Quebek Üniversitesi’nden Mark Choko ve Marie-Josee Lacroix Montreal Ticaretin Tasarimi programini anlatirlar. Konferans Saint Etienne Sanayi ve Ticaret Odasi’nda yapilir. Iki uzak sehir karsilikli bilgi, ar-ge ve deneyim transferi üzerine anlasirlar.

2003 yilinda Saint Etienne’de, 2004’te Montreal’de yapilan sempozyumlarla önce Ticaretin Tasarimi, arkasindan da Tasarim Sehirler temalari gündemin öncelikli maddeleri haline gelir.

Tasarım nedir?

Günümüzde tasarim ürün tasarimi sinirlarini asmistir, yerelligi, evrenselligi, yaraticiligi, bilimi, kültürü, teknolojiyi, üretimi, ticareti, ekonomiyi, rekabeti, yasam kalitesini; sehrinin, bölgesinin, ülkesinin sosyal varolusunu, kültürel ekonomik varolusunu, kimligini, markasini, olusumunu disiplinler arasi kurgusuyla kapsamaya baslamistir.

Bir şehrin tasarımı neden gerekli?

Canlı türlerin temel içgüdüsü türünü mükemmelde var etmektir.

Temel içgüdünün bir açilimi barinmak, yasam alanlarinin sinirlarini olusturmaktir.

Canli dogasinin bu temel içgüdüsü tarih boyu varolus mücadelesi olmus, hep mahser hali yasanmistir.

Bu mahser yasam zaman zaman kaoslarla zaman zaman zerafet, keramet, inayet ve erdemlerle, aidiyetlerle içlenmistir. Iste bizler böylesine güzel zamanlara hazirlamak için biraradayiz.

Neden keramet, neden inayet?

Sehrimizin basina gelecekleri bilmek için keramet(planlama-tasarlama), biraz da iyilikleri içimize dogmasi içininayet.

Günümüzde yasam bir savas olmus, rekabet olmustur. Rekabetin bir ölçegi de sehirler arasi olanidir.

Sehirler arasi rekabet “yerinde yasamin kalitesi” ile ölçülmektedir. Birim ise sehrin yaratici enerjisi, sahip oldugu titresimdir, nabzidir. Nabzin rezonansi, ritmi, ahengi, melodisi, rengi, sedasi, savki sehrin varolusunu ve gelecegini belirler, onun için sehrin tasarimini konusacagiz.

Mahserin atlilari kimlerdir?

Bir sehrin yasam savasi için, özgün var olusu için, öznel var olusu için küresel sürecin asindirici alanindan çikabilmesi için tarihsel cografyasi merasidir, durusu ise üç temel hasleti ile özlenir, biçimlenir. Korudugu, her dem taze tuttugu “bellek”, kurgulayabildigi yasatabildigi “baglam”ve sahiplenebildigi “kimlik” degerleridir.

Sehirler korunabilir mi?

Apansiz gelisen, tsunami gücüne sahip sosyo-ekonomik, politik degisimler karsisinda sehirlerimiz savunmasiz kalmislardir ve korunamamaktadirlar.

Ulus devler, merkezi irade, yerel irade, mimarlik ve sehircilik edimleri zorlanmaktadir. Belki savunma ile koruma beraber yol almali, tasarim düsüncesi yerlesince gelisme kendi dogasina açilmalidir.

Bir ucundan baslanabilir mi? Hayir!

Bütüncül ve planli olunmali, zaferlerin savaslardan önce kazanilmayacagi akilda tutulmali, acil isler önemli isleri bozmamali.

Bütüncül tasarim nedir?

Tasarim kültürünün katilimi “bellek, baglam ve kimlik” üçlemesinde olacaktir. Bütüncül tasarim budur.

Bir sehrin kimligi nasil olusur?

Sehirlerin kimligi peyzajlarinda olusur. Tasarimin belagati burada yatacaktir. Sehirde yasam içinde bulundugu peyzajin baglamina yüklenir, sehrin belleginden yön alir; bazen dogaçlamalarla, bazen tasarimla kurgulanmislardir, sehrin kimligini olusturacaklardir.

Barinaklarimizin, binalarimizin asil belagati görsellikleri veya iç hacimlerin ihtisaminda degil,sehrimizle, peyzajla olan baglamsal iliskisinde saklidir. Peyzaj bellek ile beraber genetik bir miras olarak karsimiza çikar, ona sevgi ve saygi göstermeliyiz.

Sehirlerin geçmisi, özgür sivil var oluslar üzerinedir. Meydanlar, bulvarlar, sokaklar, bahçeler, parkurlar, espaslar sehrin sivil alanlari olusturur. Bugün tükettigimiz, yök ettigimiz alanlar ile karsi karsiyayiz. Artik sadece yeni binalar imal ediyoruz. Geriye kalan, kalintilar. Esas olan yaratilacak olan sivil bosluklari merkeze almaktir, bosluk demek yokluk demek varlik demektir.

Ne mutlu ilk günden zamanimiza var etme yolculugununu yürekli hünerli gezginlerine.

20 Haziran 2014
E-BÜLTEN
ARKADAŞINA ÖNER