TR / EN
Tarih son on, on beş yılda ne kadar ilgi çeken bir bilim alanı haline geldi, farkında mısınız?
Tarih son on, on beş yılda ne kadar ilgi çeken bir bilim alanı haline geldi, farkında mısınız?

Popüler kültür artik en çok tarihi diziler ve filmlerle beslenmekte. En çok satan kitaplar arasinda her zaman bir iki tarih kitabi bulunmakta. Televizyonlarda hos sohbet tarihçilerle yapilan konusma programlari gece yarilarina dek uzayabiliyor; gazetelerde tarih için hafta sonlari sayfalar ayriliyor. Tarih dergileri gazete bayilerinde ön siralarda hep.

Oysa tarih biliminin ayrilmaz kardesi cografya hep üvey evlat muamelesi görmekte. Çogunluk için cografya ortaokul ve lisede geçilmesi gereken belali bir dersten öte anlam tasimaz. Mezuniyetle birlikte ögrenilenler unutulur gider, atlaslar sahaflara satilir ve benzinciden alinan karayollari haritasi cografya ile tek iliski aracimiz olarak kalir. Cografya dergileri olarak satilan dergiler ise aslinda güzel fotograflarla doldurulmus, okunan degil bakilan fotograf dergilerdir. Televizyonlarda, gazetelerde oturakli tarihçiler boy gösterir ama cografyacilar piyasada yoktur.

ok

Tarihin önemli olaylari ve tarihleri ezberlenir ama yerlerini haritada gösterebilecek pek az kisi bulunur. Tarih kitaplari ezberlenen cümlelerle dolu iken cografya kitaplarindaki haritalar madenleri ve bitki örtülerini gösterir sadece. Birinde hikayeler yerlerinden kopuk, digerinde ise yerler hikayesizdir. Örnegin 1071’te Malazgirt Meydan Muharebesi ile Türkler’in Anadolu’ya adim atmasini pek çok kisi bilir ama Malazgirt’in Mus’ta, Mus’un da Dogu Anadolu’da oldugunu kaç kisi bilir? Kanuni Sultan Süleyman’in son seferini yapip ruhunu teslim ettigi Zigetvar Macaristan’in neresindedir, hangi yollar üzerinden buraya ulasmistir; bilen pek azdir herhalde. Preveze deniz savasindaki kahramanliklarla övünmeyi biliriz ama Preveze Italya’da mi Yunanistan’da mi bilemeyiz. Mondros Mütarekesi 1918′de, Lozan Antlasmasi 1923′te imzalanmistir, herkes bilir. Mondros’un Limni Adasi’nda, Limni’nin Gökçeada’nin Güneybatisinda oldugunu, Lozan’in Isviçre’deki Cenevre golünün kiyisinda oldugunu ise herkes bilmez.

Tarih egitiminin cografya egitiminden tamamen ayri kurgulanmasi yüzünden olaylar baglamsizdir. Sadece yerle olan degil ayni zamanda gerçeklesen diger olaylarla olan iliskisinden de tarih anlatiminda pek bahsedilmez, mitlestirilmeye müsait tek bir perspektiften bakilir. Oysa çogunlukla farkli ideolojilere göre sekil degistiren bir tarih anlayisinin egemenligi ve cografyanin bu örgüde geri planda kalmasi bugün yasanan çevre ile ilgili sorunlarimizin kaynagi olabilir.

Her firsatta Osmanli ve Selçuklu tarihini referans vermek isteyen politikacilar, Trakya yarimadasini dev bir kanalla ikiye bölmek, Efes’e deniz getirmek, Ankara’ya gol ve Kayseri’ye Venedik kanallari sokmak istiyor. Bir diger tarafta Karadeniz’in en güzellerinden Uzungöl’ün etrafi duvarlarla çevriliyor. Karadeniz’in güneye bakan tek yerlesimi olan Sinop’un valisi bu ilginç durumun farkinda olmadigi için daha çok turist çekme bahanesi ile Sinop yarimadasini kanalla ayirip adaya dönüstürmeyi hayal edebiliyor . Öte yandan Istanbul’un tek tasitsiz ilçesi Adalar’in kaymakami bir karayolu köprüsü ile Büyükada’yi Kartal sahiline baglamayi fütursuzca önerebiliyor . Yanlis planlama yüzünden Marmaray, Üsküdar meydanini kullanilmaz hale getirdi. Ikinci bir tünel tarihi yarimadaya binlerce otomobili çikartmak üzere. Sirf basbakanin inadi yüzünden Istanbul’un en önemli tepelerinden biri olan Taksim delindi, az kalsin park da gidiyordu.

Tarihe karsi abartili ve bir o kadar da yüzeysel ilginin yani sira, cografya konusundaki ilgisizlik ve bilgisizlik yüzünden bugün TOKI ve HES gibi iki büyük bela ile ugrasmaktayiz. Deprem gibi sürekli devam eden bir tehdidi unuttuk, afet yasasini kentsel dönüsüm yasasi olarak adlandirip daha çok apartman yapmakla mesgul olmaya basladik. Öte yandan aktif fay hattinin dibindeki Mersin’e bir nükleer santral yaparak tüm Akdeniz havzasini tehdit etmekten çekinmiyoruz. Çevre ve Sehircilik Bakanligi diye oksimoron bir idare yarattik; bu idare simdi Türkiye’nin tek biyosfer rezerv alanina HES yapmakla mesgul. Sirf dünyanin en büyük havaalanini yapma sevdasi ile Istanbul’un Kuzey ormanlarini yok etmekteyiz. Insaat endüstrisinin beslenmesi için saymakla bitmeyecek kadar günahi, iktidar icraati olarak yapan politikacilarin verdigi zararlari doganin düzeltmesi belki yüzyillar alacak. Bu konuda Japonya’nin 20 sene önce yasadigi çok benzer deneyimlerin sonuçlarindan ders almamiz gerekmez mi? (Bkz: http://goo.gl/y3RYA0)

Sadece politikacilarin çilgin ve büyük ölçekteki icraatlari degil, daha küçük ölçekteki yapilasmalarda da sorunlar yasanmakta. Cografyanin sadece bir kaç test sorusu olarak algilanmasi yüzünden baglamla iliski kuramayan mimarlik ürünleri doldurmaya basladi etrafimizi. Bu ülkenin basbakani Üsküdar’daki Semsipasa Camisi’nin kopyasini yaptirabilmek için Rize’de bir dagin tepesini bile düzeltti. Edirne’deki Selimiye Camisi’nin klonu Atasehir’de otoyol kenarina konduruldu. Müteahhitler artik vazo seklinde rezidans kuleleri, gemi seklinde oteller insa etmeyi beceri sayabiliyorlar. Oysa fonksiyonlar binalarin formundan çoktan bagimsizlasti. Bugün hastane olarak baslanan bir yapi, insaat safhasinda konut, bittiginde ise ofis olarak ise yarayabiliyor. Bir de bunlar bulundugu yeri umursamayan hos gözüken dev biblolar gibi tasarlandigi yerinden sökülüp bir baska yere nakledilebilseler, yerlerini neredeyse hiç yadirgamayacaklar.

Yerin niteliklerini, sosyal ve fiziksel yapisini düsünmeden salt bir imge olarak tasarlanan binalar yüzünden mimarlik, kentsel ölçekte nesne üretim meslegine dönüsmek üzere. Isin kötüsü taleplerin sekillendirdigi yeni üniversite egitiminde de imge odakli mimarlik medyasinin baskisi ile bu egilim yayginlasmakta.

Bu yüzeysel çabalar popüler kültürün baskisi ile tedavülden kalktiginda elimizde degerli olarak sadece cografya ile daha siki iliski kurabilmis tasarimlar kalacak. Ancak ayni zamanda yanlis politikalar yüzünden talan edilmis ve tamiri çok zor bir cografya ile bas basa kaldigimizda bu nadir tasarimlar bizi avutabilecek mi?

Ömer Kanıipak
E-BÜLTEN
ARKADAŞINA ÖNER