TR / EN
Yaratıcı sektörlerin ekonomik kalkınmadaki rolü artıyor.
Yaratici sektörlerin ekonomik kalkinmadaki rolü artiyor.

Dünyadaki teknolojik gelismeler ve küresellesmenin etkisiyle her türlü ürüne erisimin ucuzlayip kolaylasmasi, özellikle gelismis ülkelerin birçok ürün ve ara ürünü imalat sanayii ucuz isgücüne dayali ülkelerden ithal etmesini daha kârli hale getirmistir. Bunun sonucunda, özellikle gelismis ülkeler uluslararasi ekonomik rekabette avantaj saglamak üzere yeni arayislara yönelmislerdir. Bu avantaji saglayacak olanin ülkelere özgünlüklerini veren kültürel birikimleri ile o ülkede yasayan insanlarin bilgi, yetenek ve yaraticiliklari oldugu tüm dünyada her geçen yil daha iyi anlasilmaktadir. Bir paradigma degisimi olarak nitelendirilebilecek bu durum, ‘yaraticilik’ kavraminin gelismis ülkelerin yeni kalkinma stratejilerinin merkezine yerlesmesine neden olmaktadir. Birçok ülkede artik yaratici girdinin katma deger kaynagi olarak en önemli rolü oynadigi sektörlerin gelistirilmesine yönelik stratejiler olusturulmaktadir.

Etkin gelisme ve rekabet stratejileri olusturabilmek için, öncelikle ‘yaratici sektörler’ diye tabir edilen sektörlerin her birindeki üretim ve ihracata dair mevcut durumu detayli sekilde analiz etmek gerekir. Bu yazida, Birlesmis Milletler Ticaret ve Kalkinma Konferansi’nin (UNCTAD) tanimladigi yaratici üretim alanlarindan biri olan ‘tasarim’ üst basligi altindaki mücevher sektörü, Türkiye’nin uluslararasi performansi bakimindan irdelenmektedir. Özellikle mücevher sektörünün seçilme nedeni, ilerleyen bölümlerde daha detayli görülecegi gibi, Türkiye’de bu sektörün tasarim basligi altinda bulunan tüm sektörler içinde en yüksek ihracat payina sahip olmasidir. Türkiye’nin dünya mücevher ihracati siralamasinda 2012 yili itibariyle onunculuga yükselmis olmasi ve yüksek mücevher ihracati sayesinde tüm yaratici ürünlerin ihracati bakimindan Avrupa Birligi (AB) ortalamasinin üzerinde bulunmasi, uluslararasi mücevher piyasalarinda Türkiye lehine bir talep potansiyeli olduguna isaret etmekle beraber, ihracat istatistiklerinin tüm katmanlariyla incelenmesi, tablonun gerçekte ilk bakista görüldügü kadar olumlu olmadigini ortaya koyacak ve söz konusu potansiyelden etkin sekilde faydalanabilmenin yollarinin tartisilmasi için zemin hazirlayacaktir.

Hem Türkiye’nin hem Avrupa ülkelerinin yaratici ürün ihracatinda en büyük pay, tasarim ürünlerinindir.

UNCTAD verileri gösteriyor ki, Türkiye’nin 2011 yilinda gerçeklestirdigi yaratici ürün ihracatinin %61’ini tasarim ürünleri olusturuyor. Yaratici ürün ihracatinda AB ülkelerinin ortalamasina baktigimizda ise tasarim ürünlerinin yine %57 gibi yüksek bir paya sahip oldugunu görüyoruz.

UNCTAD rakamlarina göre Türkiye, tasarim ürünleri ihracatinda AB ortalamasinin üzerinde bir performans sergiliyor. Fakat öte yandan Türkiye’nin uluslararasi tasarim markalari yaratmak bakimindan AB ülkeleri ile karsilastirildiginda istatistikleri destekler nitelikte bir pozisyona sahip oldugu söylenemez. Bu çeliskili durum, tasarim ürünlerine dair söz konusu istatistiksel degerlerin derinlemesine analiz edilmesini gerektiriyor. Tasarim ürünleri üst basligi altinda hangi alt ürünlerin bulundugu, bu alt ürünlerin toplam tasarim ürünleri ihracatindaki paylari ve farkli ülkelerde bu alt ürünlerin üretimi sirasinda yaratilan katma deger gibi noktalara yogunlasan bir analiz, yazinin ilerleyen bölümlerinde de görülecegi gibi, Türkiye’nin rakamsal olarak AB ortalamasinin üzerinde görünen tasarim ürünleri ihracatinin, yaraticilik ve yenilikçilik gibi kavramlar bakimindan daha detayli yorumlanabilmesini ve ilk bakista algilanamayan farklarin ortaya konmasini sagliyor.

Türkiye’nin tasarim ürünleri ihracat performansi Avrupa Birligi ortalamasinin üzerinde. Ama…

Türkiye’nin ihraç ettigi tasarim ürünlerinin ülke ekonomisine gerçek katkisini anlamaya yönelik bir degerlendirme yapabilmek için, öncelikle tasarim üst basliginda hangi alt sektörlerin bulunduguna ve bu sektörlerin ihracat rakamlari bakimindan dagilimina; daha sonra, öne çikan sektörlerdeki katma deger yaratma potansiyeline bakmak gerekiyor. UNCTAD verileri söz konusu dagilim bakimindan incelendiginde, Türkiye’nin ihraç ettigi yaratici ürünler arasinda mücevherin agirlikli oldugu görülüyor. Ayrica yine UNCTAD verileri gösteriyor ki Türkiye’nin mücevher ihracati son yillarda ithalat rakamlarinin 4 misli civarinda seyrediyor.

Bu durumda, Türkiye’nin tasarim ürünleri ihracati bakimindan rakamsal olarak Avrupa ülkelerine yakin bir performans göstermesini saglayan en önemli ekonomik faaliyet alaninin mücevher imalati oldugunu söylemek yanlis olmaz. Fakat Türkiye’deki mücevher sektörü Türkiye Istatistik Kurumu’nun (TUIK) 2011 yili için yayinladigi verilere bakarak degerlendirildiginde, ilk bakista olumlu görünen bu tablonun sektörün katma deger yaratma potansiyeli ile örtüsmedigi görülüyor. Baska bir deyisle, Türkiye’nin ihraç ettigi mücevher karsiliginda ülkeye giren 1 milyar 960 milyon dolarin yalnizca küçük bir kismini sektör tarafindan yaratilan katma deger olusturuyor.

Yukarida anlatilan durumu daha iyi anlamak için Türkiye’yi, mücevher ihracat rakamlari bakimindan kendisine en yakin Avrupa ülkesi olan Almanya’yla karsilastirmak faydali olacaktir. UNCTAD verilerine göre Türkiye’nin 1 milyar 960 milyon dolar degerinde mücevher ihraç ettigi 2011 yilinda Almanya da 1 milyar 490 milyon dolar degerinde mücevher ihraç etmistir.

Ihracat rakamlari bu kadar yakin olmasina ragmen, bu iki ülkeyi mücevher üretim süreçlerinde yaratilan katma deger bakimindan karsilastirdigimizda, Türkiye’nin aslinda Almanya’nin çok gerisinde oldugu görülüyor.

Yukaridaki grafikte görülen katma deger/ciro oraninin ihracat rakamlari bakimindan ne anlama geldigini söyle açiklayalim: Almanya’nin mücevher ihracatindan elde ettigi 1 milyar 490 milyon dolarin yariya yakini, yani 700 milyon dolardan fazlasi Almanya mücevher sektörünün yarattigi katma degere tekabül ediyor. Oysa Türkiye’deki mücevher sektörü, Türkiye’nin ihracat rakaminin yalnizca %5,99’unu, yani 1 milyar 960 milyon dolarin ancak 117 milyon dolarini katma deger olarak yaratiyor. Geri kalan miktar ise kabaca mücevher imalatinda girdi olarak kullanilan ürünlerin degerini yansitiyor. Altin, gümüs, degerli tas gibi bu girdilerin büyük kisminin yurt disindan ithal edildigi de hesaba katilinca, Türkiye’deki mücevher sektörünün ülke ekonomisine katkisinin, UNCTAD’in ihracat rakamlarinin gösterdiginden çok daha düsük oldugu sonucuna varmak mümkün.

Türkiye mücevher sektörünün katma deger yaratma potansiyeli bakimindan geri kalmasi, sadece mücevher ihracatinda en yakin rakibi olan (daha dogrusu en yakin rakibi gibi görünen) Almanya ile karsilastirildiginda kendini gösteren bir durum degil. Asagidaki grafikte Türkiye’nin Almanya’nin yani sira Italya ve AB ortalamasinin da çok gerisinde kaldigi açikça görülüyor.

Toplam ihracat rakamini degil katma deger yaratma potansiyelini dikkate almak gerekiyor. Çünkü…

Ciro ve ihracat rakamlari, bir ürünün satisindan elde edilen brüt geliri göstermektedir. Yani, ürünün üretildigi sektörde bulunan ve üretim sürecine dahil olan araçlarin (sermaye ve isgücü gibi) yarattigi degerin yani sira o ürünün üretiminde kullanilan malzemenin maliyetlerini de içerir. Bu nedenle, özellikle üretimde kullanilan malzemelerin yurt disinda ithal edildigi durumlarda ciro ve ihracat rakamlarini dikkate almak, sektörlerin ülke ekonomisine katkisini ölçmenin en dogru yolu degildir. Üretimde kullanilan malzemelerin büyük bölümünün ithal edildigi mücevher sektörü için de katma degere dayali bir degerlendirme yapmak bu anlamda daha aydinlatici olmaktadir.

Türkiye’de mücevher sektörü neden katma deger üretemiyor?

Türkiye’deki mücevher üretiminde katma deger payinin yalnizca %5,99 olmasindaki temel nedenlerden biri, son otuz yildir mücevher sektöründe yasanan yapisal dönüsümdür. 80’lerin ilk yarisinda Türkiye’de altin ithalati ve ihracati önündeki kisitlamalar kaldirilmis ve bunun sonucunda sektör büyüme egilimi içine girmistir. Bu süreçte, daha önce yalnizca küçük ve orta ölçekli atölyelerde gerçeklestirilen el isçiligi üretime dayali mücevher sektörüne, seri üretim yapan büyük ölçekli firmalar da dahil olmustur. Böylelikle mücevher sektörü, bir tarafta tasarimin zanaatçi bir yapi içinde üretim sürecinin içine dahil oldugu, mücevher ustalarinin el isçiligiyle az sayida özgün ürünler ürettigi atölyelerin, diger tarafta makine üretimi ve bilgisayar destekli tasarima dayanan ve tek bir tasarimdan binlerce kopyanin seri üretildigi fabrikalarin bulundugu ikili bir yapiya kavusmustur.

Büyük ölçekli firmalar yurt disinda açtiklari magazalar dolayisiyla ihracatta küçük ve orta ölçekli üreticiye kiyasla daha büyük paya sahiptirler. Bu nedenle ihracattaki katma deger oranini daha ziyade büyük ölçekli firmalarin üretim yapisi belirlemektedir.

Tasarimin bilgisayar ortaminda gerçeklestirilmesi, tek bir tasarimdan binlerce ürün üretilmesi ve bu ürünlerin kullanim ömrünün kisa olmasi dolayisiyla seri üretimde ürün basina katma deger çok düsük olmaktadir. Oysa küçük ve orta ölçekli atölyelerde emek yogun bir üretim sürecinin sonunda ortaya çikan ürünlerin piyasa degeri, el isçiliginin dogasi geregi bu ürünlerin tek ve özgün olmalari, çok daha uzun kullanim ömrüne sahip olmalari, yillar geçtikçe klasiklesmeleri dolayisiyla kullanilan malzemenin degerinin çok üzerindedir. Fakat böylesine yüksek katma degerli ürünleri üreten küçük üreticiler, büyük firmalarla rekabet edebilecek güce sahip olmadiklari için ancak kisitli sayida tüketiciye ulasabilmekte, markalasma yönünde adim atamamakta, ihracatta önce çikamamaktadirlar.

Mücevher imalatinda katma degeri artirmaya yönelik öneriler:

Türkiye’deki mücevher sektörünün ihracattaki katma degeri, ihraç edilen ürünlerin üretim süreçlerinde yaraticiligin girdi olarak ne ölçüde degerlendirildigine baglidir. Bu nedenle ihracattaki katma degeri artirmanin birinci yolu halihazirda özgün tasarima dayali – ve dolayisiyla yüksek katma degerli – üretim yapan küçük ve orta ölçekli atölyelerin markalasarak uluslararasi piyasalarda var olabilmeleri için hem üretim hem pazarlama yönünden desteklenmeleridir. Unutulmamalidir ki, zanaata dayali mücevher üretimi Türkiye’nin kültürel degerlerinden biridir ve dünyada son yillarda yayginlasan kültüre ve yaraticiliga dayali kalkinma paradigmasi çerçevesinde bu deger marka yaratmak ve küresel rekabette öne çikmak açisindan önemli bir avantajdir.

Üretim ve ihracatta katma degeri artirmak için yapilmasi gerekenlerden biri de, mevcut durumda yüksek ihracat yapan büyük mücevher firmalarini, üretim sürecinde yaraticiligin ve özgünlügün hem kendi kârliliklarini hem de ülke ekonomisine sagladiklari katkiyi artiracak faktörler oldugu konusunda bilinçlendirmek, üretim stratejilerini bu yönde gelistirmeleri konusunda tesvik etmektir.

Funda Lena
E-BÜLTEN
ARKADAŞINA ÖNER