TR / EN
Bu sene 54.’sü gerçekleştirilen Milano Tasarım Haftası geçtiğimiz pazar günü sona erdi.
Bu sene 54.’sü gerçeklestirilen Milano Tasarim Haftasi geçtigimiz pazar günü sona erdi. Kentin hafizasinda önemli bir yer edinen hafta boyunca, birbirini tekrar eden çalismalar kadar, özellikle malzeme ve üretim tekniklerinde yeni arayislara da sahit olduk.

Yerele ve tarihe referans veren konseptlerin her zaman bir adim önde oldugu bir dönemde, zanaatin artik günümüz tasarim dünyasinin ayrilmaz bir parçasi oldugunu ve köklerimize dönme temasinin da önümüzdeki senelerde farkli sekillerde karsimiza çikacagini anlamis olduk.

Bu sene için hazirladigimiz seçkiye bir göz atalim.

Corso Magenta

Milano Tasarim Haftasi’nda on plana çikan çalismalar, kent içerisindeki anitsal ve sivil mimari örneklerin avlularinda ve içlerinde kendini gösterdi.

17. yüzyilin ortalarinda insa edilen, Rokoko cephesiyle dikkat çeken Palazzo Litta, bu sene tasarim haftasinin en iyi sergilerinden birkaçini içinde barindirdi.

Palazzo Litta, Damn Magazine ve Mosca isbirligi ile “A Matter of Perçeption: Products and Materials” basligi ile, malzeme ve üretim süreçlerine odaklanan bir sergi dizisine ev sahipligi yapti. Litta’da Jasper Morrison’un “Thingness” basligi altindaki ilk retrospektif sergisi, tasarimcinin 35 yillik kariyerindeki önemli kirilma noktalarini bir araya getiriyordu. Bruno Simoes ve Waldick Jatoba kuratörlügündeki MADE (Mercado de Arte e Design) ise, genç ve gelecek vaat eden Brezilyali tasarimcilarin, 19. yüzyildan kalma yapim teknikleri ve yerel malzemeler kullanarak tasarladiklari mobilya ve aydinlatma ünitelerini içeriyordu. Sergi tasarimi Fernando & Humberto Campana’ya ait.

Brera Design District

Brera Design District’in görkemli yapisi olan Brera Academy’de ise, BE OPEN kolektifinin bir araya getirdigi çalismalar görülmeye degerdi.

BE OPEN, yaratici akillarin gelecek için neler öngördügünü kesfetmek adina bireyleri ve fikirleri bir araya getirmeyi amaç edinen bir kollektif. Kollektif, zanaati global pazara entegre etme asamasinda, tasarimi yeni bir mekanizma olarak gören ve sunan etkinlikler düzenliyor.

BE OPEN’in “Made in” sergisi, zanaatin kendini yeni firsatlara karsi nasil adapte edebildigi üzerine gelisen bir seçki sundu.

Akademinin arkasinda bulunan Botanik Bahçesi ise, “The Garden Of Wanders” adi altinda “parfüm” temali üç adet interdisipliner sergiye ev sahipligi yapti. “A Journey Through Scents” baslikli sergide, kökü tarihi, farkli cografya ve kültürlerin gelenekleri ve hikâyelerinin bir parçasi olarak kronolojik bir düzlemde sergilendi. “The House of Wanders” baslikli sergi, Fernando&Humberto Campana, Oki Sato, Jaime Hayon, Piero Lissoni gibi dünyaca bilinen tasarimcilarin, kaybolup giden sekiz parfüm markasini yeniden canlandirmak adina gelistirdikleri alternatifleri içeriyordu.

“A Vision in a Box” sergisi ise, Werner Aisslinger, Gam Fratesi, Victor Vasilev, Ludovica&Roberto Palomba gibi tasarimcilarin gelecegin kokusuna karsi yorumlarini yansitan 10 adet objeden olusuyordu.

Brera’nin en merak edilen sergi mekânlarindan biri olan Palazzo Clerici, avlusunda Space Caviar ekibinin RAM House isimli enstalasyonuna ev sahipligi yapti.

Space Caviar’dan Joseph Grima ve Tamar Shafrir tarafindan tasarlanan RAM House, mahremiyet kavramini günümüz iletisim iliskilerine karsi domestik bir prototip ile sorguluyor. Bugünün evi sayisiz akilli cihaz ile dolmusken, RAM House Palazzo Clerici’nin ortasinda elektromanyetik anlamda özerk bir alan olusturdu. Wi-Fi, cep telefonu ve diger radyo dalgalari, sari ekranlardan filtrelenerek eve ulasirken, struktürde bulunan paneller açilip kapanarak sinyalleri içeri aliyor ya da sinyallerin içeri girmesine engel oluyordu.

Her sene oldugu gibi, bu sene de Via Savona’da bir aliskanlik haline gelen moooi’nin “beklenmeyen karsilama”si dikkat çekti. Marka bu sene, bilindik kitsch parçalarindan farkli olarak, yeni tasarimci isbirlikleriyle bir hali ve aydinlatma koleksiyonu sundu. Özellikle Fin ekolünden gelen Japon tasarimci Arihiro Miyake’nin Coppélia isimli aydinlatma ürünü ve Maison Christian Lacroix’nin hali tasarimi, markanin çizgisine adeta bir dinamizm getirdi.

Süperstudio’nun bahçesindeki Materials Village sergisinde, bünyesinde 30 adet seramik üreticisi ve ihracatçisini temsil eden bir olusum olan Turkish Ceramics’in sergisi bulunuyordu. 8000 yil önce Anadolu’da üretilen ilk seramiklerden referansla, seramigin çok kültürlü ve çok yüzlü yapisi, kaleydoskop yöntemi ile sergilendi.

Spazio Rossana Orlandi

Italyan tasarim dünyasinda önemli bir yeri olan Rossana Orlandi’nin ev sahibeligi altinda olan Spazio Rossana Orlandi, hem bir tasarim magazasi, hem de yil içerisinde kalici ve geçici sergilere ev sahipligi yapan bir mekân.

Her zaman Milano Tasarim Haftasi’nin bir özetini sunan mekânda, bu sene tanidik isim ve markalari görmek mümkündü.

Tasarim haftasinin en iyi enstalasyonlarindan biri olarak kabul edilen, Neri&Hü ekibinin “Cabinet of Curiosity” isimli projesi, günümüz müze kavramini ahsap, metal ve camdan olusan bir sergileme ünitesi ile elestirdi. Stellar Works ile isbirligine giren Neri&Hü, yedi ölümcül günahi, günlük hayatimizda kullanabilecegimiz yedi obje ile temsil etti. Saklamak ya da açiga çikarmak istedigimiz “persona”larimiz ile iliskilendirilen bu objeler, Arita seramiginden yapilma tabaklarin yaninda pirinç, cam ve ahsap malzemelerden yapilmis birer mektup açacagi, mumluk, ayna, abaküs ve teraziden olusuyordu.

Ayni mekanda Fin tasarim evi Marimekko’nun “Mindscapes” basligi altindaki yeni koleksiyonunu görme sansimiz oldu. Mindscapes; yapili çevre, doga ve insan arasinda, Nordiklerin yasam tarzini ifade eden tekstil ürünleri ve objelerden olusuyor.

Rossana Orlandi’nin bir baska konugu olan 400 yillik Japon seramigi markasi Arita ise, farkli tasarim ofisleri ile isbirligi çalismalarini “Arita/2016” adi altinda sergiledi. Özellikle Hollandali tasarim ikilisi Scholten&Baijings ile uzun yillar çalistiktan sonra, bu sene Georg Jensen, Teruhiro Yanagihara, Tomas Alonso ve Pauline Deltour’un masaüstü objeleri ile dikkat çekti.

Spazio Rossana Orlandi’nin en üst katinda çalismalarini sergileyen Hollandali tasarimci Piet Hein Eek, Eindhoven’daki atölyesinde ekibi ile gelistirdigi aksesuar, aydinlatma ve mobilya tasarimlarini sergiledi. Kullanilmis malzemeleri ve atiklari dönüstürmesi ile taninan tasarimci, “rubbish art” olarak adlandirdigi çalismalari bu sene Milano’ya da tasiyarak, çöpten yaptigi bir heykeli sergiledi.

San Gregorio

Wallpaper*, Milan Design Week 2015
Tasarim haftasinin çok beklenen sergilerinden biri de Wallpaper’in “Handmade” sergisiydi. San Gregorio numara 39’da yer alan Wallpaper pasaji, bu sene Scholten&Baijings, Lluis Lleo, Chsitophe Pillet, Francesco Rota gibi dünyaca bilinen tasarimcilarin Afgan halisina getirdigi yeni yorumlari içeren “AfghanMade” sergisini, Dubai Design District isbirligi ile Aljoud Lootah, Tamer Nakisçi gibi tasarimcilarin katilimiyla gerçeklesen “Middle East Revealed” sergisini, Emeco ve Jasper Morrison ortakligi ile gerçeklesen Alfi isimli alüminyum sandalyenin yapim asamasini gösteren atölyeyi ve tabii ki “Eat me! Drink me! Tell me that you love me!” basligi ile Wallpaper Handmade sergisini içeriyordu.

Yemek kültürüne ve aliskanliklarina farkli bir açidan bakan Wallpaper Handmade; Konstantin Grcic’in Grill Royal’ini, Ivan Ralston, Brunno Jahara ve Rübens Simoes’in Tuju isimli bahçe makas kitini, Thomas Sandell ve Hastens’in Patterned bench isimli deneysel çalismalarini sergiledi.

USM ve Domaine de Boisbuchet isbirligi ile gerçeklesen “Rethink the Modular” sergisi, modüler vizyonu yeniden inceleyen seçkisi ile tasarim haftasinin en iyilerindendi. Eylül 2014’te, Isviçreli mobilya firmasi USM’nin 50. yili kapsaminda Domaine de Boisbuchet’de gerçeklesen “project50” atölyesi, dünyanin farkli ülkelerinde yasayan yedi tasarimci ve mimari, modülerligi yeniden düsünmek için bulusturdu. Atölyenin sonuçlari, bu sergide 4 ana kategoriye bölündü; Ritim, Müdahale, Struktur ve Baglam.

Sergide Fritz Haller, Yona Friedman, Volker Abus gibi zamaninda içinde bulunduklari sisteme alternatif olarak anarsik modeller sunan usta mimarlarin eskiz ve maket çalismalari da bulunuyordu. Projenin tamami, 2016 yilinda Thames&Hudson tarafindan basilacak bir kitap ile dünyaya tanitilacak.

Ventura Lambrate

Ventura Lambrate, malzeme ve form arayisinda günümüz tasarim dünyasinin durumunu yansitmaya odaklanan sergilere ev sahipligi yapti.

Lidewij Edelkoort’un kuratörlügündeki “Gathering” temali sergi, zanaati ve eski zanaat tekniklerini bir araya getiren bir seçki sundu. Jüle Waibel, Issey Miyake, Kiki van Ejik, Nendo, Patricia Ürquiola ve Floris Wubben’in çalismalari, katlama, dikme, orme, daglama gibi yöntemlerle farkli malzeme ve teknikleri bir araya getirmeyi savunuyordu.

Floransa’da yasayan Türk mimar Elif Malkoçlar’in markasi CRAAFT ise, geleneksel malzemeler ve isleme teknikleri ile olusturdugu kendi kütüphanesiyle Ventura’da on plana çikti. Bugün Armani, Dolce&Gabbana, Alexander McQueen gibi tasarimcilarin koleksiyonlarina malzeme tedarik eden CRAAFT, kendi içinde gelistirdigi kumas ve malzeme isleme teknikleri ile mimarlik, moda ve tasarim sektörüne alternatifler sunuyor.

Köklü Italyan markasi Moleskine, Ventura-Lambrate’de tasarim haftasi için bir dokümantasyon merkezi kurdu. Bir grup genç tasarim muhabiri, Moleskine’in akilli defteri ile tasarim haftasini belgeledi ve bu belgeler internetten paylasima açildi.

Bu sene malzemede inovasyon arayisina verilebilecek en belirgin örnek, Ventura-Lambrate’deki “Wood-Skin” projesiydi. Ahsap malzemenin potansiyelini yeniden tanimlamak gibi iddiali bir söylem ile yola çikarak gelistirilen Wood-Skin, geleneksel sert yüzeyleri tekstilin esnekligi ile bulusturan güçlü ve dayanikli bir kompozit bir malzeme. MIT’nin Self-Assembly Laboratuvari’nda gelistirilen ve yüzeylere esneklik kazandiran malzeme; metal, ahsap gibi dis cephe kaplamalari için bir inovasyon olusturuyor. Geleneksel yapi tekniklerine kiyasla, sira disi ve zorlayici yüzeyler elde edilebiliyor.

Firma ve Tasarımcı İşbirlikleri

Bu yil firma ve tasarimci isbirlikleri yine Milano’da en çok gördügümüz örnekler arasindaydi.

Patricia Ürquiola’nin Glass Italia için tasarlamis oldugu “multi-kromatik” masa, konsol ve raf üniteleri, farkli cam parçalarini bir araya getiren bir yapistirma teknigi ile üretildi. Tamamen seffaf olan yüzeyler, farkli açilardan bakildikça farkli isik yansimalarini görmeyi mümkün kiliyor.

Gam Fratesi ekibinin Capellini için tasarladigi tekstil ve metal agirlikli separator sistem, hem sesi emiyor, hem de kullaniciya farkli varyasyonlarla mekâni tanimlama imkâni veriyor.

Isveç’in minimal tarzi ile tanidigimiz tekstil markasi COS ise, Milano’daki magazasi için Snarchitectüre ekibi ile isbirligine girdi. Magara tipolojisinden ilhamla mekâna özel bir enstalasyon üreten Snarchitectüre ekibi, binlerce kumasi keserek, mekâna farkli seviyelerde dinamik katan bir proje hazirladi.

Jasper Morrison, Molteni’nin 80. yili serefine, geleneksel Italyan mobilya markasinin 45 ikonik parçasinin bir araya geldigi serginin kuratörlügünü üstlendi. Molteni sergisinde, Gio Ponti’nin markanin ilk kuruldugu yillarda tasarladigi parçalar ve daha sonrasinda Norman Foster, Alvaro Siza gibi ustalarin markaya getirdigi modern yorumlar vardi.
E-BÜLTEN
ARKADAŞINA ÖNER