TR / EN
Mobilyayı antropolojik, kültürel, sosyolojik, ekonomik değişkenleriyle incelemek gerekir.
Mobilya, insanoglunun üçüncü derisidir diyebiliriz. Insanoglunun cildi, ilk deri katmani olarak ele alinirsa; giysileri ikinci, mobilyalari ise üçüncü derisidir. Mobilyalar insana bu kadar yakin konumdadir.

Dünyada, ofis mobilyalari için yillik 60 milyar dolarlik bir hacmi konusuyoruz. Ev mobilyalari için ise 150 milyar dolarlik bir pazar oldugu tahmin ediliyor.

Biz Türkiye olarak bu pazarda önemli bir varlik gösteremiyoruz. Hedefler var, fevkalade bir mücadele var. Mobilya ihracati adina kaynaklarimizi harcamaktayiz. Ucuz is gücümüz, ormanlarimiz, tekstil sektörümüz, hammadde, makinalar, aksesuar ithalatimiz tam seferberlik halini göstermektedir. Peki, basari bu isin neresinde?

Bugün, ekonomik büyümenin yaratici sektörlerdeki ivmesi daha yüksek; izledigi süreç ise daha kârlidir. Mobilya da içinde yaraticiligi ve kültürü barindiran bir ekonomik sektördür.

Ülkemiz mobilya sektörü, maalesef ülke kültürümüzün bir parçasi olmaktan uzaktir. Tasarim ve telif özellerinden de açik ara uzaktir.

Sektörün yegâne rekabet gücü özendirme, kampanya, vade ve düsük fiyat parametrelerine dayalidir.

Leonardo, yaraticilik adina ilk motifin merak ile basladigini söyler. Bilgi derlenirken fikirlere geçisi hazirlar; deneyimler fikirlerin geçerlilik kazanmalarina yardimci olur; ama yaratici sürecin en kiskirtici unsurlari olusumsallik ve meraktir.

Tasarim ve inovasyon, günümüzde tsunami gücündeki apansiz karmasalarla, kaosla bas etmek için dünya ülkelerinin stratejik plani haline gelmistir. Toplumlarin, sehirlerin ezilmekten, fakirlikten, acimasiz rekabetin savasa dönmüs halinden, tehditlerden kurtulusunun son çaresidir.

“Daha güzel bir yasam” adina yogunlasmis, karmasiklasmis, mahsere dogru yol alan günümüz yasaminda degisimi, degisimin yönetisimini nasil saglayacagiz?

Günümüzde yasam; çok disiplinli (multi-disciplinary), disiplinlerarasi (inter-disciplinary) ve disiplinlerötesi (trans-disciplinary) bir ag içinde sekillenmektedir. Bu bir Ag Bilimi olarak, çok farkli nitelikte ve nicelikte etkilesimlerin mahserinde olusumsal bir kurguya ulasmistir. Tasarim bu yumagi çözmek durumundadir.

Dünyada katma deger zincirleri, yeni teknolojiler ve tasarim-inovasyon öncelikli sektörler tarafindan biçimlenmektedir. Bu süreç; üretim, hizmet, deneyim ve kültür endüstrileri içerisinde dönüsmektedir.

Merkel Almanyasi’nin hazirladigi “Sanayi 4 sifir (Industry 4.0)” stratejisi, bilisim teknolojilerinin üretimle bütünlesmesini savunmaktadir.

Endüstri devrimi ile sahnelere gelen tasarimci aktörü, 2000’li yillarla beraber toplumun tüm yasam alanlarina, kuruluslarin bünyelerine, yönetisimin ruhuna, kentlerin yeniden kurulumuna girmekte, kalkinma planlarinda stratejik unsur olmakta, gündemleri olusturmaktadir.

Tasarim artik nesne olmaktan çikmaktadir. Tasarimda; tasarlanandan önce tasarlananin çevresi, tasarim sürecinin izleri, tasarimin getirecegi ekosistem öncelik kazanmaktadir.

Insan Zekâsinin Tanimlari

IQ, entellektüel zekâ oranidir. Zihinsel yetenegi ifade eder. Uzmanlasan basarinin temelini olusturur, birlestiren düsünce yapisina sahiptir.

Yüksek IQ’lu insanlar bilgiyi daha hizli derler, tasnif eder, irdeleyerek sonuçlara varir. Degisimin ve karmasiklasan sorunlarin çözümünde rol oynar.

IQ rasyonel, mantiksal, sayisal, bilesik süreçlerin altyapisini kurgular. Bir bilgisayarin islemcisi gibi beynin islem gücünü ifade eder. Çok sayida ve farkli verileri isleme yetimizi ifade eder. Ancak IQ yaratici edim için yeterli degildir.

EQ, duygusal zekâ oranidir. Beynimizin sag lobuna yönelik bir yetidir. Duygulari algilama, kontrol ve ifade etme, hayal kurabilme yetisidir, ayristiran düsünce yapisina sahiptir.

Degisimin ve karmasiklasan sorunlarin çözümlemesinde rol oynar. Sayisal veriler, varsayimlar, tüme varim ve tümden gelim üzerine metodik çalismalardan öte; bilginin olmadigi alanlarda, sorunlarda yüksek EQ’lu insanlar yaratici fikirlere, inovasyona daha yakindirlar.

EQ bilinçaltini kazima yetisidir; içe dogru yapilan bir yolculuktur, bilinmeyene bir yolculuk. Böylesine tasarim yolculugu bizi baglamsal boyutlara tasir, tasarimi evrensel, çevresel, belgesel kilar.

CQ, yaratici zekâ oranidir. Beynimizin oburlugu, istahi ile ilgili bir yetidir, çatisan düsünce yapisina sahiptir.

CQ, Leonardo da Vinci’nin yaratici mandirasidir. Böylesine beyinler, çatisma rotalarinda gezinirler. Genel-geçer dogrulari, taassubu reddederler. Deneyime açik, maceraperest, sorgulayici, huzursuz beyinlerdir. Yenilikleri heyecan verici bulur; tekinsiz alanlarda dolasirlar.

CQ, Leonardo’dan bu yana tasarimi, inovasyonu gelistirmede kullandigimiz en önemli araçtir.

Tasarim soyut bir süreç olarak baslar, atölye çalismalari ile deneysel süreç yasanir, sonrasinda somutlasma evresine girilir.

Beraber yaratim, ortak akil, açik is, tasarimi basarili kilan temel ögelerdir.

Tasarimin global basarisi, yerelden çikisi ile paraleldir. Tasarimin bir cografyasinin, ülkesinin, sehrinin olmasi, yasamin ekosistemine dair olmasi, içinde üredigi kültüre dair detaylar barindirmasi önemlidir.

Tasarim; verimlilik, kârlilik, maliyet öncelikli, salt maddesel olmamalidir.

Tasarim; ifade etmek üzere degil, kullanicisiyla ifade bulmak üzere kurgulanmalidir. Kentsel tasarim kentin sakiniyle, koltuk tasarimi evin sakiniyle ifade bulmalidir.

Tasarlanan sey baglam olmalidir. Içerigi yasatan en mühim damar, baglamdir.

Tasarlanan sey madde degil, mana olmalidir. Böylesine tasarim; inovasyona dönüsür; geçerlilik, evrensellik, haslet kazanir; ekonomik, sosyal, kültürel degerler tasir.

*Faruk Malhan’in 23.12.2014 tarihinde, 2. Mobilya Ar-Ge Proje Pazari finalinde gerçeklestirdigi konusmadan derlenmistir.
E-BÜLTEN
ARKADAŞINA ÖNER